Dokunsal Hassasiyet Nedir? Bir Ergoterapi Deneyimi

Avuç içinde Happy Senso duyu köpüğü ve Happy Senso şişesi – dokunsal keşif ve duyusal etkinlikler.

Dokunsal Hassasiyet Nedir? Bir Ergoterapi Deneyimi

Kabartılı bir topa eldivensiz dokunmak istemeyen bir öğrenci, nasıl oluyor da başka bir seansta ellerini köpüğe bulayarak keyifle oyun oynayabiliyor?

İngiliz ergoterapist Mary Read'in paylaştığı gerçek bir terapi deneyimi, dokunsal hassasiyet yaşayan bireylerin yeni dokuları keşfetmesinde güvenin, merakın ve kişisel farklılıkların önemini ortaya koyan dikkat çekici bir örnek sunuyor.

Dokunsal Hassasiyet Nedir?

Dokunsal hassasiyet, kişinin bazı dokunma uyaranlarını rahatsız edici algılaması ve bunlara belirgin kaçınma veya korunma tepkileri göstermesiyle kendini belli edebilir.

Kıyafet etiketlerinden rahatsız olmak, ellerin kirlenmesini istememek, belirli yüzeylere dokunmaktan kaçınmak veya beklenmedik fiziksel temasa güçlü tepkiler vermek, günlük yaşamda karşılaşılabilecek örnekler arasındadır.

Bu tür tepkiler, özellikle dokunmaya karşı belirgin rahatsızlık ve kaçınma söz konusu olduğunda dokunsal savunma (tactile defensiveness) olarak tanımlanabilir.

Ancak belirli dokulardan hoşlanmamak tek başına bir duyusal işleme güçlüğü bulunduğunu göstermez. Bireysel tercihler, geçmiş deneyimler ve çevresel koşullar da dokunmaya verilen tepkileri etkileyebilir.

Bir Ergoterapistin Happy Senso Deneyimi

İngiltere'de çalışan ergoterapist Mary Read, Southpaw'da yayımlanan yazısında otizmli genç bir öğrencinin terapi sürecini anlatıyor.

Gerçek adı gizlenerek Ameer olarak adlandırılan bu öğrenci, bazı dokulara karşı belirgin hassasiyet gösteriyor. Kendisine uzatılan kabartılı yüzeyli bir topa dokunmak için eldiven istiyor. Kıyafet etiketlerinden rahatsız olduğu için annesi bunları kesmek zorunda kalıyor. Beklenmedik fiziksel temaslara ise güçlü tepkiler veriyor.

Ameer, haftalık ergoterapi seansları sırasında terapistiyle zaman içerisinde güven ilişkisi geliştiriyor. Kendini daha güvende hissetmeye başladıkça önceden denemekte zorlandığı bazı hareketleri keşfetmeye de başlıyor.

Bir seansta, zıplama topuyla gerçekleştirdiği hareket etkinliğinin ardından Happy Senso ile karşılaşıyor.

Köpüğün sıra dışı özellikleri merakını uyandırıyor.

Merakına yenik düşen Ameer, köpüğü elleriyle keşfetmeye başlıyor. Ellerinin arasında ovuşturuyor, çıtırtılı sesini dinliyor ve kokluyor.

Seansın sonunda ise ellerini köpüğe bulayarak kocaman bir köpük pastası yapıyor ve kahkahalarla gülüyor.

Başlangıçta bazı dokulara temas etmekten kaçınan bir öğrencinin, farklı bir materyali kendi isteğiyle keşfetmeye başlaması, bu deneyimin en dikkat çekici yönü.

Peki, bu deneyimi mümkün kılan ne olabilir?

Bu Deneyim Bize Ne Anlatıyor?

Mary Read'in aktardığı olayda yalnızca Happy Senso'nun özellikleri değil, terapi sürecinin koşulları da önem taşıyor.

Ameer, terapistiyle önceden güven ilişkisi geliştirmiş durumda. Happy Senso ile karşılaşmadan önce hareket içeren bir etkinliğe katılıyor. Ardından köpüğün serinliği, kokusu ve özellikle eller arasında ovuşturulduğunda belirginleşen çıtırtılı sesiyle karşılaşıyor.

Terapist Mary Read, hareket etkinliğinin öğrencinin sakinleşmesine yardımcı olmuş olabileceğini; köpüğün farklı duyusal özelliklerinin de dikkatini ve ilgisini sürdürmesinde rol oynadığını düşünüyor.

Bu yorum, duyusal etkinliklerde tek bir unsurun değil, birden fazla etkenin birlikte rol oynayabileceğini düşündürüyor.

Happy Senso, Ameer'e dokunmanın ötesinde ses ve kokuyla da keşfedebileceği bir oyun fırsatı sunuyor. Ancak bu deneyim, köpüğün her çocukta aynı ilgiyi veya tepkiyi oluşturacağını göstermiyor.

Bir çocuk için eğlenceli ve merak uyandırıcı olan bir doku, başka bir çocuk için rahatsız edici olabilir. Aynı çocuk bile farklı zamanlarda aynı materyale farklı tepkiler verebilir.

Bu nedenle duyusal oyunlarda kullanılan materyal kadar, çocuğun kendini hazır hissetmesi, etkinliğin koşulları ve kişisel tercihleri de dikkate alınmalıdır.

Duyusal Oyunlarda Bireysel Farklılıklara Saygı

Dokunsal hassasiyet yaşayan çocuklarla gerçekleştirilen duyusal etkinliklerde amaç, çocuğun mutlaka belirli bir materyale dokunmasını sağlamak değil, yeni deneyimleri kendi hızında keşfedebileceği fırsatlar oluşturmaktır.

Bu süreçte birkaç temel ilke yol gösterici olabilir:

  • Seçim hakkı tanıyın. Çocuğun materyale ne zaman, nasıl ve ne kadar temas edeceğine karar vermesine fırsat verin.
  • Küçük adımlarla ilerleyin. Önce gözlemlemek, ardından bir araç yardımıyla veya parmak ucuyla dokunmak da keşfin bir parçası olabilir.
  • Tepkileri dikkate alın. Merak ve keyif kadar tereddüt ve rahatsızlık belirtilerini de gözlemleyin.
  • Teması zorunlu tutmayın. Her çocuğun duyusal tercihleri ve sınırları farklıdır.

Günlük yaşamı etkileyen belirgin dokunsal hassasiyetlerde, çocuğun duyusal ihtiyaçlarının bir ergoterapist tarafından değerlendirilmesi yararlı olabilir.

Mary Read'in paylaştığı deneyim, uygun koşullarda ve kendi merakıyla hareket eden bir öğrencinin yeni bir dokuyu keyifle keşfedebildiğini gösteriyor. Bu tekil gözlem, Happy Senso'nun dokunsal hassasiyeti azalttığı veya tedavi ettiği anlamına gelmiyor.

Ancak duyusal oyunlara yaklaşımımız açısından önemli bir noktayı hatırlatıyor:

Duyusal oyun materyallerinin değeri, yalnızca sundukları uyaranlarda değil, bu uyaranların kişinin ihtiyaçlarına ve tercihlerine uygun biçimde kullanılabilmesindedir.


Kaynak: Mary Read, Take Part Occupational Therapy – What Happy Senso Multi-Sensory Gel Teaches Me About Tactile Defensiveness, Southpaw.

Bu yazı, ergoterapist Mary Read'in paylaştığı bireysel terapi deneyiminden yararlanılarak hazırlanmıştır. Aktarılan gözlemler, Happy Senso'nun dokunsal hassasiyet üzerindeki klinik etkinliğine ilişkin bilimsel kanıt olarak değerlendirilmemelidir.

Blog'a geri dön